Akademik camiada efsaneleşen ‘Hakem 2’ stereotipi, aslında hakemlik sistemindeki derin bir kültürel soruna işaret ediyor: Eleştirinin bilimsel bir geliştirme aracı olmaktan çıkıp, kapı tutuculuk (gatekeeping) ve yıkıcı bir üsluba bürünmesi.
Hakemlik tamamen gönüllülük esasına dayandığı için hakemler hiçbir maddi karşılık almaz, üzerlerinde yoğun bir iş yükü varken geceleri inceleme yaparlar. Bu da çoğu zaman aceleye getirilmiş, hatta yazarın tezini tam okumadan verilen yüzeysel ve agresif ret kararlarına yol açabiliyor.
Dergi editörlerinin hakem raporlarını filtreleme ve yapıcı olmayan hakemleri sistemden çıkarma sorumluluğu daha sıkı denetlenmeli mi?
"Moleküler Biyoloji & Biyoinformatik Çalışanı | Hacettepe"