Arkadaşlar, aşı-otizm iddiasının ardında yatan en büyük hata, aslında otizmle karışan başka durumları “aşıdan oldu” diye değerlendirmek. Ben de laboratuvar tarafında bu konuyu takip ediyorum ama klinik ayırıcı tanı kısmında netleşmek istiyorum: Otistik bozukluk tanısı almayan ama tekrarlayıcı davranışlar, sosyal geri çekilme ve dil geriliği gösteren çocuklarda, otizmden ayırt etmek için hangi ayırıcı tanıyı öncelik sırasına koymalıyız? Özellikle kazınma/duyusal aşırı tepki gösteren ama gelişim patikasına göre “geriye dönük” kayıp (regresyon) yaşayan olgularda, dil bozukluğu, işitme kaybı, Rett sendromu, Angelman sendromu ve epilepsilerle (özellikle Landau-Kleffner) karışma riski nasıl ayrılıyor?
Sorum daha somut: Bu benzer tabloları ayırt ederken hangi parametreler (yaş, gelişim öyküsü, EEG bulguları, kromozom mikromanyef, metabolik tarama) karar noktasında devreye giriyor? Ayrıca “vakit kaybetme” tartışmasında, otizmle karışan tıbbi bir durum tespit edildiğinde müdahalenin akışı nasıl olmalı? Yani ayırıcı tanı sürecinde hangi aşamada genetik/metabolik panel, hangi aşamada EEG istenmeli? Pratikte bu taramaları kim (pediatri, nöroloji, genetik) sırayla talep ediyor?
"Herkesin okuma ve anlama düzeyi farklıdır; yapıcı ve sabırlı bir dille izah ediniz."