Uzaktan Gelen Kızılötesi Işınlar, “Sihirli Açı”lı Grafen Yapısında Metal-Yalıtkan Dönüşümünü Tetikliyor
Bilim dünyasında, faz geçişleri olarak bilinen ve maddelerin özelliklerini temelden değiştiren dönüşümler büyük önem taşır. Su donduğunda buz oluşması, mumun erimesi veya pencerede su buharının yoğunlaşması gibi günlük hayatta karşılaştığımız örnekler, atomların yeniden düzenlenerek farklı bir yapı oluşturmasına neden olur.
Ancak bazı faz geçişleri gözle görülmez. Bu durumlarda, atomlar yerine elektronlar kolektif olarak yeni bir kuantum durumuna geçer. Sıcaklık, manyetik alan veya ışık gibi dış parametrelerdeki küçük değişiklikler, malzemenin davranışını tamamen değiştirebilir.
Süper iletkenlik, bu tür elektronik faz geçişlerinin en ünlü örneğidir. Bir asırdan uzun süredir, elektrik akımının direnç olmadan aktarıldığı süper iletken durum, fizikçileri büyülemiştir. Ancak bu geçişin kendisi de aynı derecede önemlidir. Geçiş noktasında, çok küçük bir dış uyaran bile malzemenin özelliklerinde dramatik değişikliklere neden olabilir. Bu olağanüstü hassasiyet, süper iletkenleri dünyanın en duyarlı dedektörlerinin temelini oluşturmuştur; bu dedektörler, uzak galaksilerden gelen tek tek fotonları bile algılayabilir.
Singapur Ulusal Üniversitesi’ndeki (CMX laboratuvarı) araştırma grubumuz, yeni kuantum malzemelerinin uzak kızılötesi (FIR) radyasyon ile nasıl etkileşimde bulunduğunu inceliyor. Yakın zamanda Nature Communications dergisinde yayımladığımız bir çalışmada, “sihirli açı”lı bükümlü iki katmanlı grafenin (MATBG) bir örneğini kullanarak, süper iletkenlerin dışında, faz geçişleri ultra hassas radyasyon dedeksiyonu için kullanılabilecek diğer malzemeler olduğunu gösterdik.
MATBG, iki grafen tabakasının yaklaşık bir derecelik bir açıyla üst üste bindirilmesiyle oluşturulur. Bu özel açıda, elektron bantları son derece daralır ve elektronlar arasındaki etkileşimler büyük ölçüde artar. Uygun koşullar altında, bu etkileşimler iletkenliği bastıran bir “bağlı yalıtkan” durumu yaratabilir.
MATBG örneğini uzak kızılötesi (FIR) radyasyona maruz bıraktığımızda, çok düşük yoğunluklu radyasyonun bile bağlı yalıtkan durumunu metalik duruma geçirmeye yeterli olduğunu gördük. Mekanizma oldukça basittir: Emilen radyasyon elektronları ısıtırken, kristal yapı soğuk kalır ve bu nedenle elektron sıcaklığındaki küçük bir artış bile kırılgan yalıtkan durumu “eritebilir” ve iletkenliği geri getirebilir.
Bu sonuç, bilim camiası için kendi başına ilgi çekicidir. Uzak kızılötesi ışık huzmesiyle çözünen bir kuantum durumunun gözlemlenmesi, kolektif elektron davranışının en hassas formlarına yeni bir pencere açar; bu tür kırılgan fazların nasıl ortaya çıktığı, nasıl kaybolduğu ve nasıl kontrol edilebileceği hakkında bilgi sağlar.
Ancak bu keşfin pratik faydaları da vardır. Uzak kızılötesi aralığı, elektronik ve optik alanları arasında yer alan ve hem üretilmesi hem de algılanması son derece zor olan bir bölgedir. Ancak tıbbi tanıdan güvenlik taramasına ve astronomiye kadar birçok gelişmekte olan teknolojinin tam olarak bu aralıkta çalıştığını unutmamak gerekir.
Bu alanlardaki ilerlemeler, hızlı ve hassas dedektörlere dayanmaktadır. Araştırmalarımız, “sihirli açı”lı grafeni, tam olarak böyle bir platform olarak konumlandırmıştır; burada yalıtkan durum basit bir gerilim ile açılıp kapatılabilir ve çok az miktarda uzak kızılötesi ışık bile elektronik bir anahtarı değiştirebilir.
Bu haber, Science X Dialog’un bir parçasıdır. Araştırmacılar, yayınlanmış araştırmalarından elde edilen bulguları burada paylaşabilirler. Science X Dialog hakkında daha fazla bilgi için ve nasıl katılabileceğiniz konusunda bu sayfayı ziyaret edin.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔Ne Bilim Popüler Bilim Kurulu
Ne Bilim Popüler Bilim Kurulu uzman editoryal kadrosu ve araştırma ekibi tarafından derlenmiştir.
Bir yanıt yazın