Yeni Araştırma: Fruktozun Obeziteyi Tetikleme Yollarında Şaşırtıcı Bir Bağlantı
Obezite oranlarındaki alarm verici artışla birlikte, araştırmacılar bu durumun risk faktörleri ve nedenleri hakkında mümkün olduğunca çok veri toplamaya çalışıyor. Bu sağlık krizinin kök nedenlerini anladığımızda, onu çözmek için daha iyi konumda olabiliriz.
Obezitenin anlaşılmasını zorlaştıran şey, bireysel genetik yatkınlıklardan vücuttaki kimyasal habercilere kadar birçok faktörün rol oynamasıdır; bu sadece insanların aşırı yemek yemesiyle ilgili basit bir durum değildir.
Ancak, bağırsak yoluyla vücuda girenler, yaygın olarak bulunan fruktoz şekerinin yeni bir çalışmada ortaya konduğu gibi, çeşitli etkilere yol açabilir.
Kaliforniya Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yürütülen ve Science Advances dergisinde yayınlanan bu çalışma, fruktoz ile yağ emilimi arasındaki şaşırtıcı bir bağlantıyı ortaya çıkararak obeziteyi metabolik bir süreç olarak daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Fruktoz doğal olarak vücutta bulunur ve meyvelerde, şekerde ve bazı sebzelerde bulunur.
Bu çalışmanın odak noktası olan yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFCS), modern diyetlerde yaygın olarak bulunan bir tatlandırıcıdır ve çoğu işlenmiş gıdada bulunur.
Fruktozun daha önce de obeziteyle ilişkili olduğu gösterilmiştir; 2023’te yapılan bir çalışmada, basit şekerin obezlikle ilgili çeşitli hipotezleri birbirine bağlayan ortak faktör olabileceği öne sürülmüştü.
Ancak, şimdiye kadar fruktozun vücutta kilo alımına ve sonuç olarak obeziteye yol açan etkilerini nasıl gösterdiğini tam olarak bilmiyorduk.
Bu yeni çalışma, sadece içerdiği kalori sayısıyla ilgili olmadığını, aynı zamanda ince bağırsak ve yüzeydeki kıvrımlı yapılarla (villi) ilgili başka bir mekanizmanın da söz konusu olduğunu gösteriyor.
Araştırmacılar, yayınladıkları makalede şu ifadelere yer veriyor: “Yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketimi obezite ve diyabet için bir risk faktörüdür, ancak özellikle organ düzeyinde yatan mekanizmalar tam olarak anlaşılmamıştır.”
Araştırmacılar, yüksek dozda HFCS verilen farelerin yanı sıra, ince bağırsakta fruktozun metabolize edilmesini engelleyen bir enzim (KHK-C) eksikliği olan fareler üzerinde deney yaptılar.
Beklenmedik sonuçlar ortaya çıktı:
Kontrol grubundaki farelere kıyasla, KHK-C eksikliği olan fareler daha az kilo aldılar, vücutlarında daha az yağ vardı ve bağırsak mikrobiyomlarında önemli değişiklikler gözlemlendi.
Araştırmacılar şu şekilde belirtiyorlar: “İnce bağırsakta fruktoz metabolizmasının inhibisyonunun, farelerde obezite ve insülin direncini beklenmedik bir şekilde hafiflettiğini gördük.”
Daha detaylı analizler sonucunda, ince bağırsağın son bölümünde (ileum) bulunan bağışıklık hücreleri olan makrofajların sayısının azaldığı tespit edildi.
Bu durum, vücuda emilen yağ miktarını azaltan özel yapılar olan lakteal adı verilen yapıların kısalmasına neden oldu.
Bu süreç, genetik olarak değiştirilmiş farelerin dışkısında daha fazla yağ bulunmasının ardından doğrulanmıştır: Çünkü daha az yağ emilmiştir.
Araştırmacılar şu şekilde açıklıyorlar: “Bağırsak mikrobiyomunda meydana gelen değişiklikler nedeniyle, dışkı örneklerinin başka farelere nakledilmesiyle, yağ emilimi üzerinde benzer etkiler gözlemlendi.”
Araştırmacılar ayrıca şunu belirtiyorlar: “İnce bağırsakta fruktoz metabolizmasının engellenmesiyle oluşan mikrobiyomdaki değişiklikler, lakteal büyümesi için gerekli olan ince bağırsaktaki makrofajların sayısını azaltır. Bu nedenle, ince bağırsaktaki lakteal yapılarındaki bozukluklar, yağ ve şeker kombinasyonunun metabolik sorunlara yol açmasına katkıda bulunur.”
Bu bulguların insanlar üzerinde de doğrulanması gerekiyor, ancak çalışma daha önce bilinmeyen bir bağlantıyı ortaya koyuyor: fruktozun sindirimi, ince bağırsağın daha fazla yağ emmesine neden oluyor.
Bu, şekerlerin obeziteyi tetikleyen temel faktörler arasında nasıl yer aldığına dair yeni bir bakış açısı sunuyor.
Araştırmacılar şu şekilde belirtiyorlar: “Günümüz toplumunda, işlenmiş gıdalarda aşırı miktarda fruktoz ve kalori bulunduğu için, ince bağırsağın besinleri emme ve işlemedeki rolü, sağlık ile hastalık arasındaki dengeyi belirlemede daha da önemli hale geliyor.”
Araştırmacılar, bu ilişkiyi sağlayan belirli bakteri türlerini tespit edebilirse, vücudun ne kadar yağ aldığını sınırlayan probiyotikler geliştirilebilir.
Daha önce, fruktozun ince bağırsakta metabolize edilmesinin karaciğeri hasardan koruduğu düşünülüyordu, ancak aşırı tüketim organları zorlayabilir.
Şimdi aynı zamanda bunun vücudun yağı nasıl emdiğini etkilediği de biliniyor.
Araştırmacılar şu şekilde belirtiyorlar: “Bu çalışma, Science Advances dergisinde yayınlanmıştır.”
Bu makale Clare Watson tarafından kontrol edilmiş ve düzenlenmiştir. Sürecimize güvensek de, biz sadece insanlarız. Herhangi bir hata görürseniz, lütfen bize bildirin.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔Ne Bilim Popüler Bilim Kurulu
Ne Bilim Popüler Bilim Kurulu uzman editoryal kadrosu ve araştırma ekibi tarafından derlenmiştir.
Bir yanıt yazın